YAŞANMIŞ GÜLNAR FIKRALARI-1

Derleyen: F. Saadet Bilir
Gerçemek, Yıl: 1, Sayı: 4, Ağustos 2007, 13

TULUĞUN BUCAĞI

Köyün birinde hali vakti yerinde bir adamın tembel ve dedikoducu bir karısı varmış. Hiç iş yapmaz, dedikodu ile gününü geçirirmiş. Bir gün, bari davar evine gidip, ayran getireyim, demiş. Yolda karşılaştığı ve nereye gittiğini öğrenen kadın, “Kov yapacağına vaktinde gideydin, bu zamana değişik kalır mı heç?” demiş. Gerçekten de değişik vakti geçtiği için davar evinden elindeki tulukla boş dönerken yolda karşılaştığı kadınla yine karşılaşırsam, “Ben sana demedim miydi?” der düşüncesiyle tuluğu şişirip ayran varmış gibi sırtına yüklenmiş. Düşündüğü gibi aynı kadınla karşılaşmış. Ona,  “ Gördün mü bak, ayranı aldım geliyorum işte,” deyince kadın da, kendisine, “Ben de çok susadım a bizim gız, bana azıcık ayran verir misin?” demiş. Bizimki, “Şimdi tas mı araya gedecez, ben dutayım, tuluğun bucağına ağzını daya iç,” diyerek tuluğu sırtından indirmiş. Ayran içmek için ağzını bucağa dayayan kadının boğazına, birden hava gelince neye uğradığını bilememiş ve bayılmış. (M. Ülkü*)

LAFIN YARISI KALDI

İki lafçı, dedikoducu kadın sabah sığırı çobana verirken konuşmaya başlamışlar. İkindi vakti sığırlar yayılımdan dönene değin, laf, üstüne laf üretmişler. Biri diğerine, “tüh a bacım, sığır geldi, lafın yarısı kaldı,” demiş. (M. Ülkü)

ALA KEÇİN SÜTÜ

Hastalığına derman arayan adam doktora gitmiş. Doktor ona, hastalığının çaresi olmadığını yakında öleceğini söylemiş. Bu üzüntüyle kendini dağlara vuran adam, acıkmış. Bir çobandan yardım istemiş. Çoban dağda süt sağacak kap bulamayınca bir kafatasının içine hayvanlardan sağdığı sütü adama vermiş. Birazını içen adam kafatasını, meşenin çörtüğüne koymuş. Kendisi de gölgesinde uyuyakalmış. Bu arada bir yılan kalan sütü içmiş ve aynı yere kusmuş. Bir şeyden haberi olmayan adam, uyanınca kafatasında kalan sütü de içmiş. Adam, bir süre sonra doktora gidip ölmediğini, onun yanıldığını söylemiş. O da, “Nereden bilirdim yedi yıl önce ölen Mehmet kafasını, ala keçinin sütünü, sarı yılanın kusmuğunu, ulu meşeyi bir arada bulabileceğini,” demiş. (G.İrdem*)

BU EVDE HIRSIZLIK YAPILMAZ

Yakup adında biri hısızlık yapmak için bir eve girmek üzereyken içerden kadının, kocasına “Yağıp gelir,” dediğini duyunca, “Benim eve girmek üzere olduğumu gördü herhalıma,” diye  irkilip durmuş, gizlenmeye çalışmış. Biraz sonra kadın kocasına “ Yağıp durur,” deyince Yakup adlı hırsız, “Bu kadın benim durduğumu da gördü, biraz oturup bekleyeyim hele,” demiş. Bu kez kadın tarlaya gitmek için acele eden kocasına, “ Baksana Yağıp oturur,” deyince hırsız, “Bu evde hırsızlık yapılmaz,” diye düşünüp oradan ayrılmış. (M. Ülkü)

KIZDIM, KIZARDIM

Esmerlerin değerli olduğu dönemde sarışınlara, “Sarı sıyrık, solucan suratlı,” denirmiş. Anası, sarışın kızını, görücü beğensin diye yanan ocağın önüne yanakları pembeleşsin diye oturtmuş. Diğer odadaki anası görücülerle konuşmaya dalmış, kızı unutmuş. Ocağın başında iyice bunalan kız, “Kızdım kızardım geleyim mi ana?” diye seslenmiş. (G.İrdem)

* Gülnar’ın ilk fotoğrafçısı Mustafa Ülkü (1910- 2004) Aktaran, kızı Gürcü İrdem

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir