Download!Download Point responsive WP Theme for FREE!

GERÇEMEK İÇİN GEÇ KALMIŞ BİR YAZI…

Gilindire (Aydıncık), Gülnar’ın Akdeniz’e açılan kapısıdır. Gülnar’da yaşayanlar fırsat buldukça denizle buluşmak için oraya gider.

Gittiğimizde, oradaki Pecheur Restoran’ın (neden balıkçı lokantası değil) sahibi Veysel Abi’nin (ışıklar içinde yatsın) tuttuğu, taze ve değişik cins balıklarla damak tadımızı zenginleştirirdik. Çocuklarımız onun balıklarıyla büyüdü nerdeyse. Biz, hazırladığı değişik lezzet ve tatları yerken o, bir yandan bardağındaki rakısını yudumlar; diğer yandan ilginç balıkçılık anılarını paylaşırdı bizimle. Sohbetimiz arasında Gazi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan kardeşinden de söz ederdi.

1997 yılıydı sanırım. Yine bir hafta sonu eşim Ali ile Aydıncık’a gitmiş; Veysel Abi’nin lokantasında balık yiyorduk. Kardeşinin emekli olduğunu oraya yerleşmek üzere geldiğini söyledi. Tanışmamız için de ona haber yollayıp çağırttı. Biz yemeğimizi bitirirken sözü edilen Mustafa B. Yalçıner geldi. Tanıştıktan sonra yaptıklarımızı, yapacaklarımızı anlatmaya başladık. Gazi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan eşi Canan Hanım, henüz emekli olmamıştı o sıralar aklımda kaldığına göre.

O sıralar ben, ‘Merv’den Anaypazarı’na Gülnar ’ adlı yapıtımın hazırlığı nedeniyle yoğun bir çalışma içindeydim. Mustafa B. Yalçıner de ‘Aydıncık Günaydın Kelenderis ’ adlı yapıtı için bilgi toplamaya başlamıştı bile. Konularımız ortak olunca hemen kaynaşıp derin bir sohbete dalmıştık.

Aydıncık’a geldiği o zamandan bu yana ilçesi, yöresi için ‘ne yapabilirim?’
sorusunu kendine soran ve yanıtlayan bir aydın, sorumlu yurttaştır o.

‘Aydıncık, Günaydın Kelenderis’, ilçenin geçmişine ışık tutan, sözlü kültürü gelecek kuşaklara aktaran belge niteliğinde bir yapıt.

Mustafa B. Yalçıner, ayrıca yayımladığı iki öykü kitabında da, ‘Toroslarda Yaşam Erken Başlar ’, ve ‘Sümbül Gölü’ işlediği konuların büyük bir bölümü, o yörede yaşanmış, tanık olunan olaylar. Bunları yöresellikten uzak bir anlatımla evrensele taşımaya özen gösteren bir yazar.

Bu yapıtlarla Aydıncık, tarihi, coğrafyası, kültürü, bitki örtüsü, yaşanan olaylarıyla, kısaca her yönüyle yazın dünyasına tanıtıldı.

Bu arada ‘Gerçemek’ adlı Taşeli yöresi kültür ve düşün dergisini de yayımlamaya başladı Mustafa B. Yalçıner.

Bir yerde okumuştum. Anadolu’da bir yerde, bir süredir yayımlanan aylık dergiyi tanıtmak için bir toplantıda karşılaştığı Çetin Altan’a veren yazara Çetin Altan, ‘Kutlarım, ne zaman kapatıyorsunuz?’ diye sorunca karşısındaki birden ne sorulduğunu algılayamaz. Çetin Altan da, ‘Özellikle Anadolu dergiciliği bizde birkaç sayıdan öteye gidemez, onu söylemek istedim,’ der.

Yukardaki anekdot (kısa anlatı), bizdeki dergiciliğin zorluğunu anlatıyor. Buna karşın heyecan ve istekle bu işi sürdürenler de yok değil. Mut’ta Nihat Mustul’un ‘Çıtlık’ı, Konya’da Zeki Oğuz’un’Çalı’’sı gibi. Bunlar, Anadolu’nun gözü, kulağı, sesi. Yaşayan, yaşanan olayların belleği, kültür koruyucuları bir bakıma. Bu dergilerde yazılanlar, onlardan süzülenler, damıtılanlar önemli bana göre. İsterdim ki, yurdumuzun her köşesinde böyle dergiler yayımlansa. Bunlar çoban ateşleri. Düşünsenize, her yöredeki çoban ateşlerinin yanışını. Özellikle gençlerin bunlardan etkilenişini, ilgili olanların yazın dünyasında çıraklığını yaşamasını…

‘Gerçemek’ dergisi dört yıldır yayımlanıyor. 23. sayıya ulaştı. Bilirsiniz, böylesi dergilerin yazı kurulunda birilerinin adı olsa da; dergi genelde bir kişinin özverili çabası ile yayımlanır.

Dergi zaman içinde reklamlardan kurtarıldı. İlk sayılarda belki de bilerek Aydıncık yöresinin kültürel öğelerine fazlaca yer verilmişti. Sonra ülkemizin birçok yerinden, hatta yurtdışından yazılarla beslenmeye başlandı. Kısaca ‘Gerçemek’ rüştünü ispat etti artık. Dergi ayrıca Aydıncık Belediyesi’nin desteğiyle geçtiğimiz yaz, 42 yazarın, 56 öyküyle katıldığı bir de öykü yarışması düzenledi.

Yerel yönetimler aslında, dünya görüşlerine bakmaksızın böyle özveriyle çalışan kültür adamlarını danışman olarak almalı, almalı ki; o yerleşimin sosyal, kültürel, turistik tanıtımı yapılsın. Tabii böyle dergileri de belediyeler, siyasi kimliklerini yansıtmadan, kültür adına desteklemeli.

Elinde fotograf makinesi yöresinin dağını taşını, börtü böceğini, bütün yönleriyle tanıtmaya çabalayan, bunları kendine dert edinen ‘Gerçemek’ dergisi sahibi ve genel yayın yönetmeni Mustafa B. Yalçıner, tek kişilik bir ordu aslında. Eşi Canan Hanım da onun gönülden destekçisi (Gerçemek, Kasım-Aralık 2010, Yıl: 4, Sayı: 24, s: 4).

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir