Download!Download Point responsive WP Theme for FREE!

GELİŞİM KOLEJİNDE DİL BAYRAMI

Yarınımızın umudu, aydınlık yüzü gençler, Güney Gelişim Kolejinin değerli yönetici ve öğretmenleri, konuşmacı olarak bu etkinliğe katılan Değerli Yazarlarımız, Sevgili Atatürk Dostları sizleri saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.

Güney Gelişim Koleji yönetiminin, ‘Dil Bayramı’ nedeniyle düzenlemek istediği etkinlik için Atatürkçü Düşünce Derneğine işbirliği önermesi sonucu sizlerle birlikteyiz. Bizi konuk ettiğiniz için, gençlerle buluşmamızı sağladığınız için sizlere teşekkür teşekkür ediyorum.

***
Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde ‘Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kazanılmasından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde, yine O’nun önderliğinde çağdaş bir toplum haline evrilmemiz için bir dizi devrim yapılmıştır. Bunların en önde gelenleri, 1928 yılındaki yazı devrimi ile dil devrimidir.

Türkçemizi yabancı dillerin, en çok da Arapça-Farsçanın, etkisinden baskısından kurtarıp, ulusal bir kimliğe kavuşturmak; dilimizin işlenerek zengin bir bilim ve kültür dili olmasını sağlamak için, 82 yıl önce bugün, yani 26 Eylül 1932 ‘Dil Devrimi’ yılında Atatürk’ün girişimiyle yapılmıştır. İşte o gün bu gündür her 26 Eylülde Dil Bayramı’nı kutlamaktayız.

Bugünkü gazetelere ve haberlere bir bakalım: Dil Bayramından söz ediliyor mu? Bunun yorumunu size bırakıyorum.

Sevgili gençler, Atatürk dilimizin sadeleşmesine kendi sözcüklerimizi üreterek zenginleşmesine çok önem vermiştir. Bu konuda bir de geometri kitabı yazmıştır. Ondan bazı örnekleri sizlerle paylaşmak isterim:

“O yıllarda geometri ‘hendese’ olarak bilinirdi. Açı < zaviye, artı < zait, bölü < taksim, çap < kutur vb terimler öğretilirdi. İç ters açılar, ‘zâviyetân-ı mütekabiletân’ olarak söyleniyordu. ‘Müselles-i mütesâviyül adlâ’ eşkenar dörtgen olarak kullanıldı dil devrimiyle.
Yine bu kitaptan onun türettiğini öğrendiğimiz geometri terimlerini sıralamak istiyorum: açıortay, alan, beşgen, boyut, çarpı, çekül, çember, dışters açı, dikey, dörtgen, düşey, düzey, eğik, eksi, eşit, eşkenar, gerekçe, içters açı, ikizkenar, kesit, konum, köşegen, oran, orantı, paralelkenar, taban, teğet, toplam, türev, uzam, uzay, üçgen, varsayı, yamuk, yöndeş vb

Biri Fransız, diğeri İngiliz iki dilbilimcinin güzel dilimiz, Türkçemiz hakkındaki görüşünü de paylaşmak istiyorum sizinle.

Prof. Dr. JEAN-PAUL ROUX (JAN POL RU) (Dilbilimci ve Tarihçi)
“Atatürk’ün Dil Devrimi, Türkçeyi yeni baştan başa yeniliyor; ona gençliğini kazandırıyordu. Yeni bir dil yaratmıyordu; Türk dilini, Türk köylülerinin dilini Osmanlıcanın kıyısında kalmış olsa da yaşama geçiriyordu. Türklerin dili, konuşulmaktan hiçbir zaman uzak kalmamıştı. Yani Atatürk çok köklü biçimde ulusal bir iş, Türkiye için yaşam sağlayan bir iş yapmıştı.Bence bu devrimin yerini hiçbir şey tutamaz.

Size bir itirafta bulunayım. Ben Fransızcadan nefret ediyordum pek çok istisnalar içerdiği için. Oysa Türk dilini öğrenmeye koyulduğumda bu dilin mantıksallığı kurallarının ve istisnalarının azlığı beni çok etkiledi.” demiştir.

Prof. Dr. GEOFFREY LEWİS (CEFRİ LUVİS) (Dilbilimci Oxfort Üniv. Öğr. Üy.)
“Türkçe’nin mantıklı oluşu beni kendine bağladı. Biliyorsunuz, Fransızlar dillerinin en mantıklı dil olduğunu söylerler; oysa hiç de değil. Ama Türkçe gerçekten mantıklı bir dil.
Atatürk’ün en çok övündüğü başarılarından biri, 1935 yılında açılan ve 1936 yılında öğretime başlayanAnkara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin açılmasıdır. Fakülteyi kuran yasanın başlangıçtaki adı, Tarih-Coğrafya Fakültesi idi. Atatürk’ün kendisi yasa meclise geldiğinde son anda, “Hayır, hayır, Tarih-Coğrafya değil, Dil ve Tarih-Coğrafya olmalıdır,” diyerek düzeltmiştir.”

Büyük Atatürk dilimizin gelişip işleklik kazanması için tüm yaşamı boyunca çaba harcamıştır.
Bir konuya daha önem vermiştir o da Türk tarihi, yani geçmişimiz. Ölümünden kısa bir süre önce kendi el yazısıyla hazırladığı vasiyetnamesinde, kendisinin İş Bankasındaki pay gelirinin yarısını Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır. Ancak 1983 yılında TDK’nun ve TTK’nun mal varlığına el konulur, bu özerk kuruluşlar işlevsiz bir devlet kuruluşuna dönüştürülür.

Ben sözü değerli konuşmacılarımıza ve gençlere bırakıyor; saygılar sunuyorum.

Not: Eylül 2014’te Mersin Gelişim Kolejindeki Atatürkçü Düşünce Derneğinin sunduğu Dil Bayramı etkinliği konuşma metni.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir