CAN’A MEKTUP

Mersin, 8 Nisan 2012

Sevgili Torunum, Canımın İçi, Güzel Kuşum,

Yarın bir yaşına gireceksin. İlk doğum gününü kutlayacaksınız; yurdundan, aileden uzakta annen ve babanla… Ne güzel bu günlere ulaşmak, görmek…
Geçen yıl doğacağın günlere, seni beklediğimiz zamana döndüm birden. Hepimiz, sabırsızlıkla ve merakla bekliyorduk seni. Doğumundan bir iki gün önce ‘Geleceğim hazırlıklı olun!’ gibisinden şakalar yaptın bize. Alıştık senin şakana. Son kez hastaneye gidişimizde de çok bekletip heyecanlandırmadan bizleri, doğuverdin hemen.
Canım, bir tanecik torunum, Mersin’den gideli bir buçuk ay oldu. Kimbilir ne kadar büyüdün ve değiştin. Annenin yazdıklarından izliyoruz seni, görebilseydik keşke… Evimizde her odada senin çerçeveli fotoğrafın var, bilgisayarımın ekranında da bana gülümseyen yüzünü görüyorum her açıp kapayışımda. Doğum günü fotoğraflarını bekliyoruz şimdi. Buradayken oynadığın Türk bayraklı balonun oturma odasında duruyor hep. Dedenle arada dokunuyoruz ona, senin elin, tenin değdi, kokun sindi diyerek…
Doğduğun gün başladığım, seni gözleyerek, izleyerek ya da özel zamanlarda yazdığım senin defterinden, şimdi kaleme aldığım bu mektubu gönderiyorum sana.
Geçen hafta Hilmiye Yengen’i Adana’dan dönüşümüzde Mersin’e getirmiştik. Onu burada açılan, ‘Avrasya El Sanatları Sergisi’ne götürdük. Harflerin birleştirilmesiyle oluşan trenler satılıyordu. Tabii hemen senin adınla bir tren oluşturduk. Evdeki kütüphanemizin bir rafına yerleştirdik. O trene sevgimizi koyduk, sana gönderiyoruz. Doğum günün kutlu olsun Can’ımız…
Doğum gününe deden ve ben de yüreğimizle, sevgimizle katılacağız. Sizin minik ailenizin mutluluğunu izleyeceğiz. Doğumunla ailemize neşe, mutluluk, umut, her şey, her şey getirdin güzel kuş. Yaşamın hep güzel geçsin. Sağlık ve huzur diliyorum sana. Başka ülkelerde ve ülkemizde çocukların ölmediği, annesiz, babasız, ailesiz kalmadığı bir ortamda büyü ve yaşa bütün çocuklar gibi. Dünyanın ve bizim umudumuzsunuz çünkü…
Seni yeniden görene değin, yaramazlıklarının, afacanlıklarının haberini bekliyorum. Minik ellerini, avuçlarını, sıcacık bakan, gülen gözlerini, saçlarını koklayarak öpüyorum. Anneni ve babanı da fazla üzme olur mu canım…
Babaannen

(Bebek ve Ben. Com’da yayımlanmıştır)

Etiketler:

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir