ÇAĞDAŞ YAŞAMIN ÖNCÜ BİLGESİ TÜRKAN SAYLAN

İlkokul 5. sınıfta oynadıkları piyeste Türkan Saylan, düşünde kendini ‘Sultan’ olarak görür. Sarayda nedimeleriyle çok gösterişli ama dört duvar arasında bir yaşamı vardır. Gözlerini ovuşturarak uyanır ve bunun bir düş, kendisinin de aslında bir Cumhuriyet Kızı[1] olduğunu anlayarak sevinir. Henüz çocukken kendi yolunu çizen bir aydındır o…

Yaşamını yönlendiren öğretmeni Lamia Bali kendisini, o zamanlar yeni yayımlanmaya başlayan tercüme klasiklerinin bulunduğu kitaplığa götürüp, her öğle burada ablaların yanında nöbet tutmasını ister. Kitapların pantazot kokularına o sırada âşık olduğunu, okuma sevgisinin o küçücük kitaplıkta geliştiğini belirtir Türkan Saylan.

Yıllarca, her hafta, sınıftaki arkadaşlarıyla para toplayıp, kataloga bakarak en ucuz yeni kitapları satın aldıklarını sırayla, ilk zamanlar anlamadan okuduklarını, ama tat almayı böylece öğrendiklerini söyler. Lamia Bali’nin edebiyatçı duyarlığıyla kendisi gibi kim bilir kaç kızı yönlendirdiğini, kâğıda kaleme tutkun ettiğini düşünür. Bizlerin de bir ya da birkaç öğretmenin eseri olduğumuzu anımsatır…

O, bilim insanı, aydın kimliği ülkemiz dışına taşmış önemli bir değerimiz, babasının AT KIZI Türkan Saylandır. Ülkesi için bir şeyler yapmak gereği duyan bir mücadele kadınıdır.

10 Şubat 1989’da merkezi İstanbul’da bulunan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni arkadaşları ile birlikte kurarlar. Derneğin amacı, Atatürk ilke ve devrimlerini geliştirmek, çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşmak, kazanılmış hakların korunması olarak belirtilmiştir.

1997’de, dönemin Siirt Pervari Kaymakamı Resul Kır’ın son 8 yıldır o ilçede kız çocuklarının lisede okuyamadığı, okumak isteyen 17 kız öğrenci için yardım istemesi üzerine sosyal projeler geliştirilmeye başlanmıştır. Anadolu’da Bir Kızım Var Öğretmen Olacak projesi hız kazanır. Bu arada o yıllarda Pervari’de görev yapan aydın kaymakamı da kutlamak gerekir düşüncesindeyim.

Başlatılan sosyal sorumluluk projeleri bu güne değin 32 bin üniversite öğrencisi; 61 bin 500 ortaokul ve lise öğrencisine umut olmuştur. Hedeflenen 100 bin kız öğrenciye ulaşmaktır. Çeyrek yüzyılda ÇYDD’nin tılsımlı eli değen Kardelenler, onların yakın çevresindeki değişen yaşamlar Dernek’in başarısını göstermektedir.

Kardelen adı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Türkan Saylan ile özdeşleşmiştir sanki.

Türkan Saylan, ulusal ve uluslararası olmak üzere 33 ödülü olan bilim kadını. 18 Mayıs 2009’da gözlerini hayata yumuncaya değin çalışmış, hastane odasında yatarken bile toplum önderi sorumluluğuyla 35 olarak planladığı ancak 15’ini yazabildiği mektupları ölümünden sonra ÇYDD tarafından ‘Toplum Mektupları’[2] adı ile yayımlanmıştır.

‘Doğmamış Bebek, Çocuklar, Genç Erkekler Delikanlılar, Genç Kızlarımız, Yirmi-Otuz Yaş Arası Gençlere, Anne Baba Adaylarına, Çocuk Sahibi Ana Babalara, Boşanmak İsteyen ve Boşanmış Olanlara, Yaşlananlar, Giderayak Dostlara, Polisler, Sevgisiz Polis Kardeşler, Öğretmen Kardeşlerimiz, İdareciler, Hekimler-Hemşireler, Emekçilerimiz, Emekli Dostlar’ başlığı altındaki mektuplar yaşamdan damıtılanlarla doludur. Özellikle çocuklara yazdığı mektupta fırsat eşitliği-eşitsizliğine değinmektedir ve onlara;

“Bunları neden yazıyorum? Belki bu mektubu okuyan varsıl ve yoksul çocuklar birbirini tanır, tanımak, anlamak ister. Bu büyük haksızlık ve eşitsizlikler karşısında büyüyen çocuklar el ele verip toplumda fırsat eşitliğinden yana tavır koyar ve pek çok şeyi düzeltebilir,” diye seslenir. Ardından, ”Sizleri hem yaşadıklarınız, hem de diğerlerinin yaşadıklarını unutmayıp bu yerlere gelince bu iğrenç haksızlıkları giderecek yeni önlemler almalısınız. Hepimizin gözü üzerinizde,” diyerek onlardan beklentilerini dile getirmektedir.

Genç kızlarımıza yazdığı mektubuna ise; “Anadolu’muzda dört-beş yaşlarında sorumluluklar yüklenen evlatlarımız, ailede çocuktan sayılmayan, ‘okusa ne olacak?denen, sürekli evlendirilmeye yönlendirilen güzellerimiz, bu mektup sizlere…” diye başlayarak, kız çocuklarını önemsediğini belirtir.

Polislere, “Bu mektubu size hastanedeki yatağımdan, kendimi iyi hissettiğim bir anda yazıyorum. Sizsiz bu kitap anlamsız olurdu…” demektedir.

Öğretmenlere mektubunda ise, “Çocuklarınıza öncelikle insanların eşitliğini, hak ve ödevleri olduğunu öğretin. Kendimiz için istediğimiz her olumlu şeyin herkes için geçerli olmasını, yani fırsat eşitliğini içten benimsemeli ve yeni kuşakları özgüvenli yetiştirmeliyiz. Genç yaşlı hepimizin kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Ben bu yaşta ve bu başta her gün yeni bir şey öğrenmenin heyecanını taşıyorum,” diye öğütler.

Hekim, hemşire ve sağlık teknisyenlerine yazdığı mektubunda da, “Çocuklarınıza, ailenize ‘O çok iyi, sevecen bir hekimdi,’ yargısını bırakın yeter. Katlar, yatlar değil, bize insan sevgisi ve saygısı gerek!” diye seslenir.

Kitaptaki son mektup emeklilere yazılmıştır. Onlara, “Yeniden yapılandıracağınız kıraathanelerinizde DVD seyredin. Doğadan, hayvanlardan, başka ülkelerde yaşayan insanlardan haberler alın. Köylerinize gezi düzenleyin, festivallere katılın ve etrafınıza ışık saçın. Kendi doğduğunuz Anadolu köylerini, ürünlerini tanıtın etrafınıza; oradaki gençlerle, kız çocuklarının eğitimiyle ilgilenin. Cahil ana-babalara gidip yaşamın gerçeklerini anlatın. Onların gözünü açın,” diye yol gösterir.

Türkan Saylan bir konuşmasında; “Biz Türkler hep akın etmişiz, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. Şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. Nedir bu alışkanlık. Biz yakıp yıkmak için var değiliz, biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız,” diye seslenir bize.

Sanki geleceği görmüş, başına ne getireceklerini tahmin etmektedir. Osmanlının son zamanlarında ve Türkiye Cumhuriyetinde başarılı aydınlarımızı, bilim insanlarımızı, yazarlarımızı sorgular, yargılar, tutuklar sonra da pardon, deriz. İnsanın yüzü kızarıyor, utanıyor bu uygulamadan. Namık Kemaller, Nâzım Hikmetler, Sabahattin Aliler, İlhan Selçuklar ve Türkan Saylan…

Kanser olduğunu bilmesine karşın 17 yıl ülkemizin aydınlanması, özellikle kız çocuklarının eğitilmesi için çabalayan örnek aldığım, bilge insan öncümüz olarak gördüğüm değerli bilim kadını Türkan Saylan’a, sanki ölüme daha erken gitmesi için yapılan bu akıl dışı kötü uygulamayı bir kez daha kınıyorum. Türkan Saylan adıyla özdeşleşen Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin onun yolunda daha pek çok projeye imza atacağına inanıyorum.

Üyesi olduğum ÇYDD’nin Mersin Şubesi de, açıldığı günden bu yana, kurucu genel başkanımızın izinde yirmi yıldır Kardelenler’e umut olmayı başarıyla sürdürüyor.

Nice başarılı yirmi yıllara!.. (Çağdaşlaşma Yolunda 20 Yıl, ÇYDD Mersin Şubesi1995, 2015, s: 172, 173)

[1] Türkan Saylan, At Kız, Cumhuriyet Kitapları, 2010, s.125

[2] Türkan Saylan, Toplum Mektupları, ÇYDD Yayını, 2010

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir