ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BAŞKANLIK SEÇİMİNİN ÖNEMİ

Ali UYSAL
9 Şubat 2013 Cumartesi ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ MERSİN ŞUBESİ’nin başkanlık seçimi yapılacaktır. Bu nedenle şube başkanlık seçimlerinin önemini açıklamaya çalışacağım: Biz cumhuriyetimizi dört cephede savaşarak kurduk. Bildiğim kadarıyla başka bir ülkede benzeri yoktur. Bu dört cepheyi, ismen de olsa sıralayalım: Birincisi yurdumuzu işgal edip sömürmek amacıyla gelen emperyalist güçler. Bu güç, M. Kemal’in önderliğinde, halkımız tarafından gerekli dersi almıştır; maşaları denize dökülmüştür.
İkincisi, eski düzende yabancılarla da işbirliği yapıp kendileri için çıkar sağlayan iç güçler. Cumhuriyetle birlikte bu güçlerin de düzenleri bozulmuştur. Üçüncüsü cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte büyük bir tedirginlik duyan, padişahlık dönemini, hilafet dönemini şiddetle özleyen gerici güçler. Bu iki güç Kurtuluş Savaşımız sırasında Kuvayı Milliye’yi dış güçler kadar uğraştırmıştır. Yenilmekten de kurtulamamışlardır. Ne var ki çağdaş, bilimsel bir atılımın şahlanışıyla sinen bu iki güç fırsatını bulur bulmaz yeniden fırlamış cumhuriyete karşı cephe açmıştır.
Üçüncüsü her sorunumuzu kökünden çözecek olan “halk aydınlanması”dır. Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte halkımızın bilgisizliği sıra dağlar gibi dikilmiştir yeni yönetimin karşısına. Bu alanda ilk yıllarda çok büyük başarılar kazanılmıştır. 1940 yılında “Köy Enstitüleri”nin açılışıyla aydınlanmanın hızı doruğa ulaşmıştır. Ne yazık ki çok partili düzene geçişimizle birlikte aydınlanma önce durmuş, sonra da geriye doğru bir akın başlamıştır.
Anlaşılan şu ki dişimizi tırnağımıza takarak gerçekleştirdiğimiz “KURTULUŞ SAVAŞI” mızda dört cepheden yalnızca birini çökertmişiz; üç cephede savaş devam ediyor. Adına aydınlanma savaşı, uygarlık savaşı, kültür savaşı, ne derseniz bu savaş bir kılıç darbesiyle ortadan kaldırılacak cinsten değildir. Zaman işidir; süreç işidir. Yönetici komutan, milli eğitim bakanı, altmış yıldır cepheden çekilmiştir. Çekilmek şöyle dursun olanca gücüyle karşı cephede yerini almıştır. Onun yerine yönetici görevini demokratik kitle örgütleri üstlenmiştir. İşte bu örgütlerin lokomotifi ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’dir. En büyüğüdür; en etkilisidir. Demek oluyor ki 9 şubatta seçeceğimiz kişi bu önemli uğraşıda Mersin şubesinin baş sorumlusu olacaktır.
Bu dönem başkanlığa istekli iki kişi dernekte yapılan bir toplantıda kendilerini anlattılar. Ne var ki elli kişi vardı. Olmayanlar yeterince tanımadan oylarını verecekler. Adayları tanımadan oy vermek yüzyıllardır uyutulmuş halkımız için belki hoş görülebilir; ama yüzde yüz aydın olan Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri için kesinlikle bağışlanamaz.
Ben toplantıda bulundum; adayların ikisini de dinledim. İlker Taşyürek’i önceden de tanıyordum. Bir dönem başkanlığımızı da yapmıştı. Diğer aday F. Saadet Bilir’i tanımıyordum. Bu nedenle onu çok dikkatli dinledim. Konuşmasını cümle cümle, paragraf paragraf çözümledim. Açık konuşayım tanımasaydım ona oy vermek aklımın kıyısından geçmezdi. Dinledikten sonra yargım değişti. Şimdi oyumu ona vereceğim. Adayları tanımanın önemi anlaşılıyor değil mi?
Ne buldun F. Saadet Bilir’de, biçiminde sorular duyar gibi oluyorum. Anlatayım: Ağzı laf, eli iş üretiyor gibi geldi bana. Elin ürettiği iş son derece önemlidir. Sözler boşlukta bir gün uçar gider; ama el ürünleri kalıcı olur. Elin zaferini gidip “Altmış Sekizliler” ormanında görün. Tüm çabamızı harcayarak bu dönem “ ATATÜRK ORMANI” oluşturmayı umuyorum. F. Saadet Bilir bir şey olmak için değil bir şey yapmak için yola çıkmış gibi göründü.
Yukarıda kısaca değindiğim aydınlanma savaşı, uygarlık savaşı konusunda başarılı olacağına inandım. ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ başkanının yeterince bilgi birikimi olması gerekir; ama bu yetmez. Düşünce üretebilecek bir beyin yapısına da sahip olması gerekir. Bu iki özellikten de tam not aldı benden F. Saadet Bilir. Haftada bir yoksul öğrencilere dernek binasında ders vermek çok mu zor! Hafta sonları bir köyle tanışmak olanaksız mı! Buna benzer olayları bugüne dek gerçekleştiremedik.
F. Saadet Bilir’de daha başka erdemler de gözlemledim. Tümünü anlatmaya bu sayfalar yetmez; yalnız şunu da söylemek istiyorum: Bu özellikler başka adaylarda da var elbet. F. Saadet Hanım bu alana yeni çıkıyor. En azından Mersin için. Onun çalışmasını görmek istiyorum.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir