ABDÜLKADİR BULUT’UN YAZARLIĞI

Değerli Sanat Dostları,

Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Başta Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği olmak üzere bu etkinliği düzenleyen herkese çok teşekkür ediyorum. Derneğin bu yıl, Abdülkadir Bulut anısına düzenlediği şiir yarışmaya katılan ve ödül alan şairleri de kutluyorum.

Yazın dünyasında şairliği ile tanınan Abdülkadir Bulut, aynı zamanda iyi bir yazardı. Bulut hayattayken 7 şiir kitabı, 2 tane de çocuk romanı yayımladı. Bu çocuk romanlarına kısaca değinecek olursak; Üveyikler Göçerken 1981’de Remzi Kitabevi tarafından basılmış. Sakar Tay 1983’te Yaz Yayınlarınca yayımlanmış. Bunlar, onun ölümünden sonra,  1999 yılında bir kitap olarak Gendaş Yayınlarınca ikinci kez yayımlanmış. Ama şimdi hiçbiri piyasada yok. Onun beklenmedik ölümü yazılarının dergi sayfalarında kalmasına yol açtı. Yaşasaydı; şiirlerinin yanında biz onun düzyazılarının toplandığı kitaplarını, belki öykülerini ve başka çocuk romanlarını da konuşacaktık.

Abdülkadir Bulut

Çağdaş Şair Ve Yazarlar Derneğinde-Ankara

Bugün ben, Şair A. Bulut’un, kitaplaşmamış yazılarından yola çıkarak yazarlığını anlatacağım. Önce bu yazıları konularına göre sınıflandıracağım. Ardından yazılarını, yaptığım alıntılarla, tematik olarak kısaca irdeleyecek; sonra da dil ve anlatımını çağrışımsal anlatım yönünden değerlendireceğim.

Bulut’un, ulaşabildiğimiz ilk yazısının, onun 1959 yılında ilk şiirlerinin yazın dergilerinde yer almaya başlamasından tam dokuz yıl sonra, yani 1968’de okurla buluştuğunu görüyoruz. Bu yazı, Ahmet Köklügiller-İbrahim Minnetoğlu’nun ‘Şair ve Yazarlarımız Nasıl Yazıyorlar ?’ adlı kitabı için yazılmış. Bu tarihten sonra da şiirleri ile yarışırcasına düzyazılarını yazmış Bulut, her biri şiir tadında. Bunlar ‘Türk Dili, Varlık, Sanat Emeği, Çağdaş Eleştiri, Milliyet Sanat, Gösteri, Çocukça Dergilerinde ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanmış.

Bulut’un kitaplaşmamış yazılarını genel anlamda üç başlıkta toplayabiliriz:

  1. Söyleşileri
  2. Kitap tanıtma yazıları
  3. Diğer yazıları
Abdülkadir Bulut

Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneğinde-Ankara

 1. SÖYLEŞİLERİ

Bulut’un, şair Kemal Özer ile yaptığı bir söyleşisinin (Öykü 1976)  yanı sıraKendisiyle yapılan dört söyleşi var. Bunlar,

şair Haydar Ergülen’in  (Üç Çiçek, 1983),

yazar Necati Güngör’ün  (Cumhuriyet Gazetesi, 1982),

şair Turgay Fişekçi’nin  (Somut, 1983) ve

şair Adnan Satıcı’nın  (Yarın, 1983) söyleşileri.

Bulut söyleşilerinde gerek sorularıyla; gerekse yanıtlarıyla kendi sanat anlayışını, önemsediklerini, öncelediklerini de belirtiyor bize.

2. KİTAP TANITMA YAZILARI:

Onlara göz attığımızda,

Eşim Ali ile birlikte ‘Abdülkadir Bulut “Kasabalı Lorca” adlı kitabımızı hazırlarken dergilerden, onun 31 yazısına ulaşmıştık. Bunlardan 17’si kitap tanıtma yazılarıydı.

Çok farklı alanlarda kitapları tanıttığını görüyoruz A. Bulut’un. Bunları, kendi içinde sınıflandırdığımızda şu başlıklarla karşılaşıyoruz:

Çocuklara, çocuk yazınına önem veren Bulut, çocuk kitapları tanıtıyor.

İki Çocuk Yapıtı Üstüne başlıklı yazısında    F. Hüsnü Dağlarca’nın Balina ile Mandalina adlı şiir kitabı ile Bekir Yıldız’ın Ölümsüz Kavak adlı çocuköyküsü kitabı                                                     

 Öykü kitapları:

        Celal Özcan’ın, Gökova’nın Yalazları ve

        Necati Güngör’ün Hayatımın Yedi Hikâyesi

 Çeviri öykü kitabı:

Yevgeni Yevtuçenko’nun, ‘Pearl Harbor’ adlı uzun öyküsü

‘Pearl Harbor’u Unutma’

Şiir kitapları:   

        Salâh Birsel’in Haydar Haydar,

        Behçet Necatigil’in Kareler Aklar’dan Yola Çıkınca,

        Kemal Özer’in Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya,

        Adnan Satıcı’nın Ülkesiz Şarkılar,( son kitap tanıtma yazısı, 1985)                    Özdemir İnce’nin Siyasetname

        Tahsin Saraç’ın Direnmeler Üstüne

Şair A. Bulut, doğal olarak en çok şiir kitabı tanıtmış.

 Çeviri şiir kitabı;

        Yannis Ritsos,’tan Özdemir İnce’nin çevirdiği,

        Taşlar, Yinelemeler, Parmaklıklar

 Eğitim-öğretim ve kültür konusunu içeren kitaplar:
          Şevket Gedikoğlu’nun, Kemalist Eğitim İlkeleri-Uygulamalar

       Adnan Binyazar’ın, Kültür ve Eğitim Sorunları

Yıllıklar :

Varlık Yıllığı 76

Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı

77’de Yıllıklar

 Ve  bir de sözlük:

         Emin Özdemir’in Öztürkçe Kılavuz Sözlük

Bulut’un kitap tanıtma yazılarını önemsiyorum.   Kitap tanıtma yazılarını incelerken biz onun dünya görüşünü, sanat anlayışını, anlatımını kısaca onu tanıyoruz, değerlendiriyoruz.

  1. DİĞER YAZILARI:

Bunları konularına göre sınıflandırdığımızda,

Kendi Şiir Anlayışıyla İlgili Yazıları

Şair ve Yazarlarımız Nasıl Yazıyorlar?

Dört Şair Şiir Anlayışlarını Açıklıyorlar (Ozan, Şiirin Ayaklarını Topraktan Kesmemelidir)

“İkinci Yeni’de İmgenin Gözleri Bağlı Olduğunu Nâzım’ı Okuyunca Anladım

Ozanları Ünlendiren Şiirleri: Ceyhun Atuf Kansu

Ozanları Ünlendiren Şiirleri: Behçet Necatigil

Ozanları Ünlendiren Şiirleri: Bedri Rahmi Eyüboğlu

Karadut’un Eylül Göçü

 Şair ve yazarlarımızın toplumdaki yeri ve önemi ile ilgili yazıları:

Sanatçının Ölmesini Beklemek

Enver Gökçe Onur Gecesine Doğru

Dilimizin ve sözcüklerin önemiyle ilgili yazısı:

Tutuculara Halk Yanıt Veriyor

Dibek

Çocukların eğitimine yönelik yazısı:

           Güzelliklerle Örülen Duygu (1985 yılında yazılan son yazısı olmalı)

Çocuk Edebiyatının Güncel Sorunları Üzerine

Değerli konuklar, Bulut’un yazılarının sınıflandırmasını yaptığımıza göre, şimdi alıntılar yaparak bu yazıları kısaca tematik olarak irdeleyelim.

Çocuk eğitimi ve çocuk yazını, Türk dili, dilimizin zenginleşmesi, kültürümüz özellikle halk kültürümüz ve sanatçı sorumluluğunun, Bulut’un üzerinde ısrarla durduğu ve yazdığı konular olduğunu görüyoruz.

1976 yılında yaptığı, ‘Kemal Özer’le Bir Konuşma’ başlıklı söyleşisinde Bulut, çocuk edebiyatı hakkında bakın Özer’e ne soruyor:

Ülkemizde genellikle son bir iki yıl içinde çocuk edebiyatına karşı olumlu bir tavır alındı. Bu alanda değişik yayınevleri çocuk yapıtları çıkardılar. Böylece yalnızca bayramlarda akla gelen çocuk edebiyatı giderek güncelleşti. Ne ki, verilen yapıtların türleri arasında çocuğa en yakın tür olan çocuk şiirlerine az yer verilmekte, hatta bu sayı parmaklarımızı bile doldurmamakta. O yüzden çocuk edebiyatımızın toplumcu geleneğinin en etkili yanı ihmal edilmiş olmuyor mu?” diyerek çocuk yazınını, özellikle çocuk şiirlerini önemsediğini belirtiyor.

 Ayrıca Bulut’un 1983 yılında yayımlanan “Gözyaşları da Çiçek Açar” adlı şiir kitabı ile ilgili Adnan Satıcı’nın kendisiyle yaptığı söyleşide, eğitimci yanı ağır bastığından belki, çocuk ve eğitim konularına vurgu yaparak şöyle diyor: “Benim şiirlerimde çocuk her şeyin başlangıcıdır. Öndüşüncedir, önsözdür. Suyu, ateşi, çiçeği yapan, onu anlamlı kılan çocuktur. O yüzden çocuklar aracılığıyla yaklaşmak istedim insanlara, onların duygularına, onların dünyalarına. Çünkü çocuklar kadar güzeli, geleceği yumuk ellerinde taşıyan bir başka varlık yoktu. Onlardı bizim en acemi, en güzel ve en canlı yanımız. Böyle bir alanı dıştalayamazdım. Böylesine yoğun bir biçimde girmişlerdi hayatıma.”diyor.

‘Çocuk Edebiyatının Güncel Sorunları Üzerine’ başlıklı yazısında da asıl kaynağın, halk kaynağı olduğunu vurgulayarak şöyle sürdürüyor yazısını;

“Batılı birçok ünlü ünsüz yazarın ülkemize gelerek sözlü halk edebiyatı kaynaklarına eğildiğini, gazetelerden, diğer yayın organlarından okuyoruz. Bu bir ölçüde abartılsa bile gerçekliği tüm boyutlarıyla ortada olduğu da bir gerçek. Aslında yıllardan beri halkımızın oluşturduğu sözlü ve yazılı kültürün özünü ve içeriğini masallar, destanlar, maniler… kısaca folklor oluşturuyor. Bunun somut kanıtını yazarlarımızın, çizerlerimizin ortaya koydukları ürünlerle somutlayabiliriz. Örneğin Dede Korkut öyküleri, Kerem ile Aslı, cenk öyküleri… gibi. Aslında bu dizilemeyi uzatmak olasıl.” diyor.

 Yazar,  ‘Güzelliklerle Örülen Duygu’ (1985) adlı yazısında da güzel bir geleneğimizi belirtiyor çocuklara bir anısından yola çıkarak. Bir annenin, büyüyünce okusun öğretmen olsun diye, doğan çocuğunun düşen göbeğini Bulut’un çalıştığı okulun kapısına, paspasın altına koymasını anlatıyor yazısında. Eğitimci olan yazarımız, çocukların halk kültürümüzü öğrenmesini, bunun toplumsal yabancılaşmayı ortadan kaldıracağını düşünüyor.

Kültür, eğitim, onun vazgeçilmezlerinden. Turgay Fişekçi’nin Bulut ile Söyleşi’sinde yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta; Elbette bir sanat eri olarak söz konusu kültür alanına kalem batırmak benim görevimdi. Üstelik kavlağını beğenmeyen bir yılan görünümüne düşemezdim.”  derken içinden geldiği toprağa ve halkına olan saygısını, onlara verdiği önemi, yöresinin bir deyimi   ‘kavlağını beğenmeyen bir yılan’ı  kullanarak belirtiyor.

Adnan Binyazar’ın Kültür ve Eğitim Sorunları adlı kitabını tanıtan yazısında ise; “Artık günümüz sanatçısı, bilim adamı, politikacısı düşünmelidir. Hem de uzun uzun. Toplumsal değerlerimizin yıkıldığı, yağmalandığı, yozlaştırıldığı bir ortamda sanatçı tavır alma zamanının geldiğini kendinde uyarmalıdır. Seyirci kalan her zaman yitirmiştir; seyirciliğin geçersizliği bütünüyle ortadadır. Ulusların çöküşlerini irdelersek altında bütünüyle seyircilik yatar.” sözleriyle sanatçının evrensel sorumluluğunu ne güzel dile getiriyor.

‘Sanatçının Ölmesini Beklemek’ başlıklı yazısında;  “Ne de kötü bir gelenek. Bir yazar hakkında üç boyutlu bir değerlendirme yapmak için, ille de ölmesini mi beklemek gerekli” diye soruyor ve devamında; “Örneğin bir sanatçı için ve de sağken, boyutlu bir çalışma geleneğimiz yok bizim. Eleştirmenlerimiz nedense konuya nesnel bir yaklaşımla varmıyorlar.” diyerek yaşarken sanatçılarımızı değerlendirmemiz gerektiğini vurguluyor yazarımız.

 Yine aynı yazısında “[…] sanatçı kendi özeleştirisini yapan insandır bir bakıma. Kendi özeleştirisini yapacak ki, bazı yanlışlar ortadan silinmiş olacak.” diyerek sanatçının kendisine ayna tutması gerektiğini de söylüyor.

‘Enver Gökçe Onur Gecesi’ne Doğru’ başlıklı yazısında ise;  “Zaman zaman ülkemizin değişik yörelerinde yapılan sanat ve kültür etkinliklerinin sesleri gelir. Bu sesler kısa dalga radyo istasyonlarının sesleri gibi yanık, yiğit ve diridir. Ne ki, net olarak ulaşamaz kitlelere. Olanakları elvermez. Zeytin kökleri gibi sıkışıp kalırlar, taşlar arasında. Değişmeyen bir yazgı bu”.(…) diye taşrada yapılan kültür sanat etkinliklerinin büyük kitlelere ulaşamaması ile ‘Zeytin ağacının kökünün taşlar arasında sıkışıp kalması’ arasında bağdaştırma yapması, biraz sonra değineceğim gibi onun, doğayı çok iyi gözlediğini belirtiyor, bize. Aynı yazısının devamında;

“… Gelelim asıl soruna. Ülkesinin kurtuluşu için, yeni bir toplum ve yeni bir insan yaratılması için şiirler yazmış, zindanlara düşmüş, işkencelerde, hücrelerde kalmış bir ozanın bugün kimsesizler yurdunda olması gerçekten üzülesi bir durum değil mi? TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), bu alanda ne gibi bir özveride bulunuyor. Merak konusu doğrusu.” diyerek ülkemizde yazar ve sanatçılarımıza verilmeyen değere değiniyor.

Dilimiz, Türkçemiz onun vazgeçilmezlerinden A. Bulut, Anamur’daki öğretmenliği sırasında 1973 yılında halkın kullandığı öztürkçe sözcükleri derlemiş. ‘Bilisiz, uğraş, eleştiri, yaşantı, yaşıt, giysilik, yöntem, öykünmek, ilgi, yazgı, düş, istem, varsıl’ gibi sözcükleri, ilçenin farklı köylerinde yaşayan, birçoğu okuma yazma bilmeyen halkın konuşmalarıyla, onların kullandığı tümcelerle kaleme almış. Dil devrimine karşı olanlara göstermek için ‘Tutuculara Halk Yanıt Veriyor’ başlığı altında Türk Dili dergisinde yayınlanmış.

Dibek başlıklı yazısında, anadil kullanımı üzerine düşüncesini bakın şöyle açıklıyor: “[…] anadilimizi kaynaklayan, anadilimize yeni boyutlar kazandıran sözcükler, halk ağızlarında diriliğini sürdürüyor. Onların içinde göveriyor. Yazarlarımız, ozanlarımız aracılığıyla bu denli sözcükler yaygınlaştırılıyor. Bu sevinilecek bir tutum kuşkusuz. Kusursuz bir atılım ve ileri bir yazma, konuşma işçiliği.” diyerek halk kültürü gibi halkın kullandığı dili de önemsediğini belirtiyor. Dilimizin zenginleşmesi için bu kaynaktan beslenmemizi öneriyor bize.

Onun yazılarını tematik olarak değerlendirmemizi yaptığımıza göre dilerseniz şimdi de yazılarındaki çağrışımsal anlatıya bakalım.

Abdülkadir Bulut, akıcı bir anlatımla şiir tadında yazılar yazıyor. Çağrışımsal imgeleri, doğadan, günlük yaşamdan benzetmeleri sıkça görüyoruz bu yazılarda.

Necati Güngör’ün Hayatımın Yedi Hikâyesi adlı öykü kitabını tanıtırken “Sizden birisinin yaşamını bir portakal sergisi gibi sergiliyor önümüze. […] onların yürüdüğü yollar bir kuşak gibi dolanıyor dünyanıza” “Acı, umutsuzluk, özlem, insancıllık, dostluk birer kardeş konu onda. Hem de kucak kucağa yatan. Bana kalırsa bütün bu konuları bir arada, gül gibi geçindirmek övülesi bir çaba doğrusu.” tümcelerindeki ‘portakal sergisi gibi sergilenen yaşam’, ‘yolların bir kuşak gibi dünyamıza dolanması’;‘kucak kucağa yatan kardeş konular’, ‘bu konuları gül gibi geçindirmek’ ne güzel bağdaştırma değil mi?

Adnan Satıcı’nın Ülkesiz Şarkılar kitabını tanıtan aynı başlıklı yazısında da; Ülkesiz Şarkılar’ın iç biçimlenmesi için, “… bölümlere peteklenen yirmi altı şiirden oluşuyor.” diyor. Yazının bir başka yerinde “Derinliğinde yatan olayları çağının verileriyle emiştirdikten sonra şiir sağımına geçiyor”diye niteleyerek;  ‘bölümlere peteklenen şiirler’; ‘olayları çağın verileriyle emiştirmek, şiir sağımına geçmek’  diye yazarak, yapıttaki şiirleri bal gibi şiirler, bal tadında şiirler olarak değerlendiriyor Bulut. Emiştirmek, daha çok kırsal yörelerde kullanılan bir sözcük. Yavru hayvanın anasını emmesi, ananın yavrusuna süt vermesi.  Yazısında kitabını tanıttığı şairin şiirlerini yine kırsal yöreden, doğadan örneklerle anlatıyor. ‘Petek, şiir sağımı, emiştirmek’ gibi.

 Varlık Yıllığı 76’ başlıklı yazısında Bulut, “Bence Yıllık elma yüklü bir ağaç.” diyerek onu,Elma yüklü bir ağaç’a benzetiyor. Yıllıktaki şiirlerin her biri bir elma;  yıllığın kendisi elma yüklü bir ağaç oluyor onun yazısında.

Abdülkadir Bulut, Kemal Özer’le Bir Konuşma başlıklı söyleşisinde, onun şiirleri için, “Ozan Kemal Özer, yaşananı demlemiş.” diyor.  ‘yaşananı demlemek’  imgesi bize çayı anımsatıyor. Tıpkı demlenirken çayın özünü alması gibi …

Bulut, Salâh Birsel’in Haydar Haydar adlı şiir kitabını tanıtan yazısında; “Ozan bu tür vuruşları, suya dalar gibi yapıyor. Şiir, dirileşiyor bu dalışla. Döngüler iyicene esnekleşiyor. […] Tersine, tuğla gibi oturuyor şiirin yapısına.”

diyor ve devam ediyor.

“Sıkıntıları, üzgünlükleri, ölümleri, yorgunlukları […] eleğe vurur ozan. Didik didik eder. Süyüm süyüm algılar çıkarır gün ışığına. İnce eler sık dokur hakçası” diye anlattığı tümcelerinde, ‘suya dalar gibi vuruş yapma’, ‘şiirin yapısına tuğla gibi oturma’;eleğe vurulan, didik didik edilen sıkıntılar, üzgünlükler, ölümler, yorgunluklar’, ‘süyüm süyüm algılar çıkarmak gün ışığına.’ Ne çağrışımsal bir anlatı… Şiir gibi yazılan yazılar bunlar. Bulut, yetiştiği yörenin, Torosların Yörük kültürünü, sözcük ve deyimlerini şiirlerinde kullandığı gibi, yazılarına da yedirerek yereli evrensele taşımış bir yazar.

Dört Şair Şiir Anlayışlarını Açıklıyorlar başlıklı yazısında; “Bütün değerleri yıkılmış, bütün değer ölçüleri yok olmuş bir dünyada şiire varmak, onun sıcak elini yakalamak zor bir iş aslında” diyor. Buradaki ‘şiire varmak, şiirin sıcak elini yakalamak’  anlatımı, Bulut’taki şiir sevgisini, şiirin dost sıcaklığı veren bir yazı türü olduğunu gösteriyor bize.

Behçet Necatigil’in şiir kitabı “Kareler Aklar”ı tanıttığı, ‘Kareler Aklar’dan Yola Çıkınca’ adlı yazısında Bulut, ‘[…] Çünkü sanatçı çağını yorumlayan ve bu yorumlayışta kendini de yenileyen, sanatına yeni soluklar getiren kişiye denir kanımca. Durallık sanatçıyı yıkar, yozlaştırır, ona soluksuzluk verir.’ diyerek sanatçı tanımını yapıyor. Aynı yazıda

“Sanırım sözcükler Necatigil’de yorulduğu kadar, bir başka ozanda yorulmuyor. Böylece Necatigil sözcükleri tembel değil. Tersine, işlerliği olan sözcükler durumuna geliyor.” diye belirtiyor.

Onun, Necatigil’in şiirleri için söylediklerini ben de,  Abdülkadir Bulut’un kendi yazıları için söylemeliyim.

Abdülkadir Bulut, yazılarında kusursuz bir dil, akıcı bir anlatım kullanıyor. Sözcükler, özellikle öztürkçe sözcükler onun yazılarında dans ediyor sanki. Pek çok yapım eki işlerlik kazanıyor onun kaleminde. Yeni kullanımlar oluyor dilimiz için.

  1.  Ad Soylu Sözcüklerden Ad Soylu Sözcükler Türetiyor
  2.  Ad Soylu Sözcüklerden Eylem Türetiyor

  3.  Eylemlerden Ad Soylu Sözcükler Türetiyor

  4.  Eylemlerden Eylem Türetiyor

Bulut’un Türettiği Türkçe Sözlük’te Bulunmayan birçok sözcükle de karşılaşıyoruz yazılarında. Bunlar:

 ·Ad Soylu Sözcüklerden Ad Soylu Sözcükler Türetiyor

-cil eki:      

çoğ-cul “[…] bireysel bir tavır gerektirmez, tersine çoğcul bir tavır gerektirir.”

-lik eki:     

hüzün-lük “[…] nesneleri tutuş biçiminde de bir hüzünlük vardır.”

-(i)n eki:

etki-n-siz-lik   “Sanatsal uğraşıların, sanatsal verilerin hâlâ, bir etkinsizlik örneği taşıdığı ortada.”

-siz eki:

etki-n-siz-lik   “Sanatsal uğraşıların, sanatsal verilerin hâlâ, bir etkinsizlik örneği taşıdığı ortada.”

 Yazılarındaki ‘gönendirici, örüm, özeni’ sözcükleri de Anamur yöresinde halkın kullandığı sözcüklerden.

 Gördüğümüz gibi dilimizin zenginleşmesi, halk kültürümüzün değeri ve unutulmaması, geleceğimiz çocuklarımızın eğitimi, özellikle sanatçı sorumluluğu ve sanatın işlevi, onun dert edindiği ana konular.

Bir sanatçı hakkında söz sahibi olmak, onun yapıtlarını incelemek, tanımak ve değerlendirmekten geçer. A. Bulut’u salt şiirleri ile değerlendirmek bana göre eksik olur, elmanın yarısı dışarda kalır. Onun yazılarında değindiği konular, bizim onun dünya görüşünü, sanat anlayışını daha iyi kavramamızı sağlıyor. Böylece şair Abdülkadir Bulut’u yazılarında değindikleriyle de tanıyoruz, elma bütünleşiyor.

Çok üretken bir şair ve yazar olan A. Bulut’un, genç yaşta beklenmedik aramızdan ayrılışı, yazın dünyamız için büyük bir kayıp bana göre.

Yazın tarihi araştırmacılarının bu değerimizi bütün yapıtları ve yönleriyle değerlendirmeleri ve hak ettiği yere gelmesini sağlamaları en büyük dileğim.

Sözlerimi burada noktalıyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Not: 05.06. 2011’de Ankara Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği Abdülkadir Bulut’u anma etkinliğindeki konuşma metni.

(Bu konuşma, Aralık 2011’de Antakya’da AAlen Kültür Derneği’nin düzenlediği, Ali F. Bilir ile Mustafa B. Yalçıner’in de konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte biraz değiştirilerek yapılmıştır.)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir