4. ULUSLARARASI ÇUKUROVA SANAT GÜNLERİ SİLİFKE ETKİNLİĞİ

Değerli Dostlar, Merhaba,
Tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Yıllar önce ailece yaptığımız İstanbul gezimiz sırasında Sait Faik Abasıyanık’ın yaşadığı, öykülerinin mekanı Burgaz Adası’na gitmiştik. Çocuklarımız henüz ortaöğrenim yaşındaydı. Onlara ünlü öykü yazarımızın müze evini gezdireceğimiz için heyecanlıydık. Vapurdan indikten sonra müzenin yerini öğrenmek için sorduğumuz ilk kişi, Sait Faik adını ilk kez duymuş gibi yüzümüze bakmıştı. Bir başkasına, ardından başkalarına sormak zorunda kalmıştık; epey uğraşımızdan sonra müze evin yerini bilen birisine rastlayabilmiştik. Bütün hevesimiz kırılmıştı. Büyü bozuldu sanki. Türk yazının ünlü öykü yazarı, kendi adasında tanınmıyordu.

Gülnar Meslek Yüksekokulu’nda Türk Dili okutmanlığım sırasında bir zaman, aynı sınıfta Ulukışlalı, Niğdeli, İncesulu öğrencilerim vardı. Onlara Faruk Nafiz Çamlıbel’in ünlü şiiri Han Duvarları şiirinin mekanında yaşıyorsunuz. O hanı gördünüz mü, edebiyat öğretmeniniz söz etmiştir sanırım dediğimde gençler bu konuda bilgilerinin olmadığını söyleyince çok şaşırmıştım. Tabii hemen ödev vermiştim. Tatil için gittiklerinde bilgilenip gelmişlerdi.

Örnekler çoğaltılabilir. Bir futbolcuyu ya da bir pop sanatçısını sormuş olsaydım değil o yörede yaşayanlar, tüm sınıf bilebilirdi onlarla ilgili pek çok ayrıntıyı.

Şair ve yazar Abdülkadir Bulut da kendi yöresinde yeterince tanınmayan, Türk yazınında da unutulmuş güçlü bir kalem aslında. Burada ben, iletişim araçlarının, medyanın bu konudaki ilgisizliğini vurgulamak istedim. Abdülkadir Bulut’u da Anamurlu öğrencilerim tanımıyordu. Türkçe ve Edebiyat öğretmenleri ne yapar bilemiyorum. Derslerde öncelik öğrenciye kendi yöresini tüm değerleri ile birlikte tanıtmak olmalı aslında.

Yazın dünyasında şairliği ile tanınan,1985 yılında, feci, elim bir trafik kazasında genç yaşta yitirdiğimiz Abdülkadir Bulut’un, yedi şiir kitabı dışında Üveyikler Göçerken (1981) ve Sakar Tay (1983) adlı iki çocuk romanının yanı sıra dergi sayfalarında kalan çok sayıda yazısı da bulunmakta.

Şiirleri hakkında pek çok yazı yazılmış, irdelenip incelenmiş. Ancak Bulut’un, gerek çocuk romanları gerekse yazıları ile ilgili bir yazı ya da yorum okumadım şimdiye değin.

Eşim Ali F. Bilir ile birlikte hazırladığımız Bulut’u her yönüyle tanıtmaya çalıştığımız “Abdülkadir Bulut, Kasabalı Lorca” adlı kitabımızda, eşimin az önce değindiği gibi biz onun, dergi sayfalarındaki şiir ve yazılarından ulaşabildiklerimize de yer verdik.

Ayrıca, Bulut’un söyleşileri de var. Onun, şair Kemal Özer’le yaptığı bir söyleşisi; Haydar Ergülen, Necati Güngör, Turgay Fişekçi ve Adnan Satıcı’nın da Bulut ile yaptıkları dört ayrı söyleşi bulunmakta.
Araştırmalarımız sırasında onun, Varlık (14), Sanat Emeği (4), Türk Dili (4), Çağdaş Eleştiri (3), Gösteri (1), Milliyet Sanat Dergisi (1) Çocukça (1), Cumhuriyet Gazetesi’nde (1) yazısı yayımlanmış olan 29 yazısı var. Bir de ‘ Şair ve Yazarlarımız Nasıl Yazıyorlar?’ başlıklı 1968 yılında yazılan ilk yazısı ise, Ahmet Köklügiller ve İbrahim Minnetoğlu’nun ortaklaşa hazırladığı kitapta yer alıyor. (Minnetoğlu Yayınları, İstanbul, 1974: 105-106). Bu yazıyla birlikte otuz yazısına ulaşabildik. Bunların on yedisi kitap tanıtma yazısı. Bulut’un yazılarının da şiirleri kadar üzerinde durulması ve incelenmesi gerek diye düşünüyorum.

Kitap tanıtma yazılarını kendi içinde değerlendirdiğimizde
a. Öykü kitabı tanıtma yazıları:
Gökova’nın Yalazları (Celal Özcan),
Hayatımın Yedi Hikâyesi (Necati Güngör)

b. Şiir kitabı tanıtma yazıları:
Haydar Haydar (Salâh Birsel)
Kareler Aklar’dan Yola Çıkınca (Behçet Necatigil)
Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (Kemal Özer)
Ülkesiz Şarkılar (Adnan Satıcı)
Siyasetname (Özdemir İnce)
Direnmeler Üstüne (Tahsin Saraç)

c. Çeviri öykü kitabı tanıtma yazsı:
Pearl Harbor’u Unutma

ç. Çeviri şiir kitabı tanıtma yazısı:
Taşlar, Yinelemeler, Parmaklıklar (Yannis Ritsos, Çev: Özdemir İnce)

d. Eğitim-öğretim ve kültür konusunu içeren kitap tanıtma yazıları:
Kemalist Eğitim İlkeleri-Uygulamalar (Şevket Gedikoğlu)
Kültür ve Eğitim Sorunları (Adnan Binyazar)

e. Çocuk kitabı tanıtma yazıları:
e.1. Şiir kitabı tanıtma yazısı:
Balina ile Mandalina (Fazıl Hüsnü Dağlarca)

e.2. Öykü kitabı tanıtma yazısı:
Ölümsüz Kavak (Bekir Yıldız)

f. Yıllık tanıtma yazıları:
Varlık Yıllığı 76
Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı
77’de Yıllıklar

g. Sözlük tanıtma yazısı:
Öztürkçe Kılavuz Sözlük (Emin Özdemir)

Diğer yazılarının konularına göre sınıflandırılması:

a. Kendi şiir anlayışıyla ilgili yazıları:
Şair ve Yazarlarımız Nasıl Yazıyorlar?
Dört Şair Şiir Anlayışlarını Açıklıyorlar (Ozan, Şiirin Ayaklarını Topraktan Kesmemelidir)
“İkinci Yeni’de İmgenin Gözleri Bağlı Olduğunu Nâzım’ı Okuyunca Anladım
Ozanları Ünlendiren Şiirleri: Ceyhun Atuf Kansu
Ozanları Ünlendiren Şiirleri: Behçet Necatigil
Ozanları Ünlendiren Şiirleri: Bedri Rahmi Eyüboğlu
Karadut’un Eylül Göçü

b. Şair ve yazarlarımızın toplumdaki yeri ve önemi ile ilgili yazıları:
Sanatçının Ölmesini Beklemek
Enver Gökçe Onur Gecesine Doğru

c. Dilimizin ve sözcüklerin önemiyle ilgili yazısı:
Tutuculara Halk Yanıt Veriyor
Dibek
ç. Çocukların eğitimine yönelik yazısı:
Güzelliklerle Örülen Duygu
Çocuk Edebiyatının Güncel Sorunları Üzerine

Sonuç olarak o, kısacık yaşamına şiir ve öykü kitabı, yıllık, sözlük ve eğitim, öğretim, kültür konularını içeren kitap tanıtma yazılarının yanında; kendi şiir anlayışını, şair ve yazarlarımızın toplumumuzdaki yerini, dilimizin sözcüklerimizin önemini vurgulayan yazıları da sığdırmış. Kültür, eğitim, özellikle çocuk edebiyatı, onun çok önemsediği konular. Yazdığı Kahveci Güzeli adlı çocuk şiir kitabı ile Üveyikler Göçerken ve Sakar Tay adlı çocuk romanları; tanıttığı çocuk şiir ve öykü kitapları da onun, yarınımız geleceğimiz olan çocukları önemsediğini göstermekte.

Ayrıca 1983 yılında yayımlanan Gözyaşları da Çiçek Açar adlı şiir kitabı ile ilgili Adnan Satıcı’nın Bulut’la yaptığı söyleşide, eğitimci yanı ağır bastığından belki, çocuk ve eğitim konularını önemsediğini bize gösteriyor: “Benim şiirlerimde çocuk her şeyin başlangıcıdır. Öndüşüncedir, önsözdür. Suyu, ateşi, çiçeği yapan, onu anlamlı kılan çocuktur. O yüzden çocuklar aracılığıyla yaklaşmak istedim insanlara, onların duygularına, onların dünyalarına. Çünkü çocuklar kadar güzeli, geleceği yumuk ellerinde taşıyan bir başka varlık yoktu. Onlardı bizim en acemi, en güzel ve en canlı yanımız. Böyle bir alanı dıştalayamazdım. Böylesine yoğun bir biçimde girmişlerdi hayatıma.”diyor.

Bulut’un, ayrıca Dibek ve Tutuculara Halk Yanıt Veriyor adlı yazılarında Türkçe sözcüklerin kullanılması için çabasını görmekteyiz. Halkın kullandığı sözcükleri, kullanıldığı biçimiyle, cümlelerde örneklendirip yazıya döküyor. Türkçe olmayan sözcükleri kullanmakta ısrarcı olanlara, kaynak olarak bunları gösteriyor yazısında.

Bilisiz, uğraş, eleştiri, yaşantı, yaşıt, giysilik, yöntem, öykünmek, ilgi, yazgı, düş, istem, varsıl:

Abdülkadir Bulut, yazılarında kusursuz bir dil, akıcı bir anlatım kullanıyor. Sözcükler, özellikle öztürkçe sözcükler onun yazılarında dans ediyor sanki. Pek çok ek işlerlik kazanıyor onun kaleminde. Yeni kullanımlar oluyor dilimiz için.

Sakar Tay ve Üveyikler Göçerken adlı çocuk romanlarında Abdülkadir Bulut’un, az önce değindiğimiz yazılarındaki dili, biraz daha yerele kayıyor.

Yazar, çocukluğunun geçtiği Anamur yöresinde muhtemelen duyduğu, ya da tanık olduğu olayları, kır yaşamını anlatırken yöresel sözcükleri, deyimleri; çayır, burma, madımak dövülmüş diken, göbelek gibi hayvan yemi olan bitki adlarını da vermiş. Arıcılığı, yayla-sahil yolculuğu sırasındaki yaşamı ve doğayı, kuşları çocuk gözüyle pek güzel anlatmış. Çocuklara doğa, hayvanlar böyle sevdirilebilir ancak.

Bulut, iki çocuk romanında da, şiirlerindeki gibi, kıvrak Türkçesi ile onların çok kolay anlayıp algılayacağı bir anlatım sunuyor çocuklara.

Dilimizin zenginleşmesine çalışan, çok yönlü, üretken bir şair ve yazar olan Abdülkadir Bulut’un yazılarını da şiirleri kadar önemsiyor; edebiyat araştırmacılarının onun bu yönünü de göz ardı etmeden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Değerli dostlar sözlerimi Abdülkadir Bulut’un 26 Mayıs 1985’te yazdığı son şiiri ile bitirmek istiyorum.

SENİN FERİŞTAHIN DA GELSE

Eğer benim aklımda tuttuğum
Aklın bir su kıyısından koparılarak
Dünyanın göğsüne bırakılmış bir gülse
Ve bana benziyorsa toprağı
Vermem sana feriştahın da gelse

Eğer benim aklımdan geçen
Rüzgâr uğultularından yapılmış
Süsü onur olan bir alınsa
Elini sürdürmem ben senin
Feriştahın da gelse 26 Mayıs 1985

Not: 6 Nisan 2010 tarihinde Silifke’de ‘4. Uluslararası Sanat Günleri’ Kapsamında Eğitim-Sen’de yapılan konuşma metni.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir