Amerika’da Kültürler Buluşmasında Türk Şiiri

Pazar, 15 May 2011

Tallahassee’de, doktora öğrenimi yapan kızımızın diploma törenine katılmak üzere ABD’deyiz bir süredir. Defne’nin arkadaşları, o hafta sonunda “Florida State Üniversitesi Küresel Birleşme Merkezi”nin düzenlediği 2011 “Uluslararası Pazar Etkinliği” kapsamında “Türk Kültürü Grubu”nun konuğu olarak eşim Ali F. Bilir’in de şiir okumasını önerdiler. Aynı üniversite’nin Modern Diller Bölümü Türkçe Programı’nda öğretim görevlisi olarak çalışan ve ‘Türk Dili, Kültürü ve Sineması’ dersleri veren Dr. Arzu Güngör Leushuis’in öğrencilerinin de Türk şairlerinin şiirlerini Türkçe ve İngilizce okuyacağını söylediler. Eşim bu öneriyi severek kabul etti.

26 Mart günü üniversitenin belirlediği salonda buluştuk. Öğrenci toplulukları stantlarını kurmuşlar, bayraklarını, haritalarını asmışlar, ülkelerinin turizm broşürleri ve kitapçıklarını, kültürel tanıtan objeleri, bazıları çeşitli yemek ve tatlılarını masalarının üzerine dizmişler; oraya konuk gelenlerin sorularını ilgiyle, güler yüzle yanıtlıyorlardı. Yüzyılın çok önemli bir felaketini yaşayan Japonya standı, yoğun ilgi çekiyordu. Onlar, atom bombası felaketini belleklerinde tutmak için kâğıttan turna kuşları yapma geleneklerini burada da uygulamışlardı. Standın her tarafı çeşitli renkli kâğıtlardan yapılmış turna kuşları asılmış iplerle kaplıydı.

Doğal olarak Türk Kültürü Grubu standında, bağımsızlığımızın sembolü bayrağımızın ve laik, çağdaş Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ümüzün fotoğrafının yanında onur ve mutluluk duyduk. Yurdumuzun çeşitli köşelerine ilişkin fotoğraflar, kitapçıklar, küçük hediyeliklerle Türkiye’mizin tanıtılması güzeldi. Yurt özlemimizi o görüntülerle biraz giderdik sanki. Akademik eğitim yapmak amacıyla Tallahassee’de bulunan Metin Çoban ve Mehmet Yeşiltaş’ın özverili çabasıyla oluşan bu dernek modern Türkiye’yi temsil ediyor. Bu aydın gençlere teşekkür borçluyuz, başarılar dileriz.

Saat 15.00’te alfabe sırasına göre dernekler ülkelerini yansıtan gösterilerini sunmaya başladılar. Büyüleyici bir dünya turuna çıkmıştık sanki. Üstelik burada gösteri yapanlar sadece üniversite öğrencileri değil; küçük büyük herkesti. İzleyiciler de öyle. Asya Öğrenci Derneği, Latin Amerikalı Öğrenci Derneği, Afrika Öğrenci Derneği, Hindistan Öğrenci Derneği, Japonya Öğrenci Derneği, Nayrobi Öğrenci Derneği, İran Öğrenci Derneği, Budist Öğrenci Derneği, Tayland Öğrenci Derneği, Siyahi Öğrenci Derneği, Budist Öğrenci Derneği, Türk Kültürü Grubu …  gibi otuzun üstünde derneğin katılımı vardı o salonda. Asya şarkıları, Latin Amerika şarkıları dinledik; Hintli küçük kızların ve Japon kadınlarının danslarını izledik; Taylandlı gençlerin müziği ile coştuk, tempo tutup eğlendik… Salondaki pek çok kişi ülkesinin yöresel giysileriyle gelmişlerdi. Bir karnaval havasındaydı her şey…

Orada, Edip Cansever’in ‘Masa Da Masaymış Ha’, Ataol Behramoğlu’nun ‘Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var’, Ahmet Arif’in ‘Terketmedi Sevdan Beni’ şiirlerini, yazımın başında sözünü ettiğim ‘Türk Dili, Türk Kültürü ve Sineması’ dersi alan Amerikalı öğrencilerin okuması bizi çok etkiledi. Ali F. Bilir de, yaptığı kısa bir konuşmadan sonra ‘Korku Oyunu’ ve ‘Uzak Yolculuklara Çıkarken’ adlı iki şiirini Türkçe okudu; kızımız Defne onları İngilizce seslendirdi. Yine birlikte, bu etkinlik için İngilizceye çevrilen Abdülkadir Bulut’un ‘Bana’ adlı şiirini Türkçe ve İngilizce sundular ve dinleyicilerden coşkulu alkış aldılar. Türk şiirini bir başka kıtada, başka bir ülkede tanıtmış olmanın mutluluğunu duyduk.

Söylemeden geçemeyeceğim. ABD üniversitelerindeki öğrencilerin çoğu yabancı kökenli. Üniversite yönetimi buraya gelen öğrencilerin kendi kültürlerini unutmamaları, yurt özlemlerini bir şekilde gidermeleri ve ülkelerini kültür ve turizm yönünden tanıtmaları için dernekler kurulmasını sağlıyor. Öğrenciler böylece yalnızlaşmıyor, tekillikten kurtuluyor. Kendini ifade edebiliyor, kültürünü tanıtabiliyor. Ulusal günlerini kutlayan; anma günlerini yapan etkinlikler düzenliyor. Bu etkinliklere katılanlar, bu farklılıkları gözlemliyor; o ülkeleri tanıyor, ilgisini çekeni öğreniyor. Dünya vatandaşı oluyor.

Bizim üniversitelerimizde de öğrenci toplulukları var ama başka ülkelerden gelenler için bu olanak veriliyor mu? Sayıları çok olmasa da üniversitelerimizdeki yabancı uyruklu öğrenciler böyle topluluklar kurabiliyor mu acaba? Tıpkı bizim, kültürlerin buluşmasının yaşandığı Florida State Üniversite’sinde ülkemizi, şiirimizi tanıttığımız; orada dünya vatandaşı olduğumuz gibi…

FOR ME

Could you sew a shirt for me
Of the soils on which
We have eaten olive and bread

Could you sew a shirt for me
And make two pockets on the breast
From the mountain breeze

Could you sew a shirt for me
Out of my longing for you, which
I have felt so many years

Poet: Abdülkadir Bulut

Translated by Defne Bilir-Kuzey Bilir

Edited in English by M. Ali Sulutas

 

BANA

Bana bir gömlek dikebilir misin sen
Üstünde zeytin ekmek yenmiş
Bir topraktan

Bana bir gömlek dikebilir misin sen
İki de cep yapabilir misin göğsüne
Bir dağ rüzgârından

Bana bir gömlek dikebilir misin sen
Yıllardır benim sana duyduğum
Hasretten

Abdülkadir Bulut  (İSK, S: 184, s: 14-15) 

————————————————

İçel Sanat Kulübü, İSK, Y: 21, S: 184, Mayıs-Haziran 2011, s: 14-15.

 

 

Etkinlik, Kültür

Şair Abdülkadir Bulut’un Anısına Söyleşi

Pazar, 09 Oca 2011

Araştırmacı yazar, Emekli Öğretmen F. Saadet BİLİR ve şair, öykü yazarı Ali İhsan BİLİR(Ali F. BİLİR) şair Abdülkadir BULUT u şiirlerini ve hayatını tanıttılar.

İçel Sanat Kulübü salonunda araştırmacı yazar F. Saadet BİLİR ve şair, öykü yazarı Ali F. BİLİR, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEMİR eşliğinde şair Abdülkadir BULUT tanıtıldı. Şair Abdülkadir BULUT’un Mersin -Anamur Akine Köyü’nde 1943 yılında dünyaya geldiği, öğretmen olduğu belirtildi.

bilir
Abdülkadir BULUT’un asıl bilinmesi gereken yönünün ise şair olmasıdır. Şair Abdülkadir BULUT şiirlerinde kullandığı dili halkın sade dilidir. Halkın Sade dilini kullandığı için de şiirlerinin içeriğini her kesim kolayca anlayabilmektedir. Ancak bu kadar bizden biri olan, yerli şairimiz Abdülkadir BULUT yeterince tanınmamaktadır. Şair Abdülkadir BULUT, 1985 yılında bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Belki de şairin yeterince tanınmaması ansızın genç yaşında bu dünyadan ayrılmasıdır. Tek bilinen yönünün çok az bir kesim tarafından şaire ait olan “ÜLKEMİN ŞİİR ATLASI” adlı şiir kitabıdır.

Araştırmacı yazar F.Saadet BİLİR ve şair, öykü yazarı Ali F. BİLİR söyleşide: Şair Abdülkadir BULUT çok önemli bir şairdir.  İşte böyle önemli bir değeri de halkımız bilmelidir. Düşüncelerini sade bir dille anlatan şair Abdülkadir BULUT’un halkımıza insanlarımıza tanıtabilmek için bildiklerimizin yanına araştırarak yeni bilinenleri de ekledik. Abdülkadir BULUT “Kasabalı Lorca” adlı kitap ile şair Abdülkadir BULUT’u anısına sevenlerine ve halkımıza tanıtmayı düşündüklerini açıkladılar. Söyleşide yazarlar şair Abdülkadir BULUT’un “Ülkemin Şiir Atlası” şiir kitabından şiirler okudular.

Söyleşiyi araştırmacı yazar F.Saadet BİLİR ve şair, öykü yazarı Ali F. BİLİR şair Abdülkadir BULUT’u tanıtan kitapları dinleyenlere imzalamasıyla sona erdi.

Yurdum Gazetesi
09 Ocak 2011, 09:53

Diğer

29. İstanbul Kitap Fuarının Ardından

Cuma, 12 Kas 2010

Gülnarlı hemşerimiz Havana Öngeoğlu İstanbul’daki Kitap Fuarı hakkında açıklama yaptı. Öngeoğlu; Fuar, bizim için bu yıl ayrı bir anlam taşıdı. Gülnar’ın aydınlık yüzlerinin bazılarının İstanbul’da buluşmasını sağladı. Gülnar’ımızın önde gelen aydınlarından Bilir Ailesi yine yeni başarılarına imza attılar. “Ölümünün 25.Yıldönümü’nde Abdülkadir Bulut” konulu söyleşide dinleyicileriyle buluştular. Ayrıca uzun zaman alan, titiz çalışmalarının ürünü olan “Abdülkadir Bulut ‘Kasabalı Lorca’ ve Abdülkadir Bulut’a Sevgi Sözleri” adlı yapıtlarını imzaladılar.

Yıllardır Gülnar’ımıza hepimizden fazla emeği geçen, hepimizin öğretmeni F. Saadet Bilir Gülnar tutkusunu ve memleket sevgisini verdiği eğitimlerle, yazdığı eserlerle kanıtladı. Yazın hayatına Gülnar’la başladı. 2 tek 3 ortak çalışması olan F. Saadet Bilir’in ilk kitabı “Merv’den Anaypazarı’na Gülnar (F. Saadet Bilir, 2003)”, 2. kitabı “Hayatın Halleri (F. Saadet Bilir, 2005)” dir.

Hepimizin Ali İhsan Abisi, derdimize derman aradığımız Yeni Eczane’nin eski sahibi. Eczacılıktan elini çekip de ruhlarımızı besleyen kalemine dönmesi epey zor oldu, ama başardı! 9 ayrı çalışması bulunan Ali İhsan Bilir; Gülnar’ın dost, romantik ve şair yüzü. İlk öykü kitabı “Üşüyen Sıcak Düşlerim (Ali F. Bilir, 1994), ilk şiir kitabı “Göç Türküsü (Ali F. Bilir, 1995)”, ilk eleştiri güncesi “Eleştiriden Günceye (Ali F. Bilir, 1996)”, 2.şiir kitabı “Güz Anımsamaları (Ali F. Bilir, 2003)”, ilk armağan kitap “Mersinde Aydın Olmak ‘Gündüz Artan’a Armağan’ (Ali F. Bilir-Orhan Özdemir, 2005)”, Editörlüğünü Susan S. Bright, çevirmenliğini M. Ali Sulutaş’ın yaptığı Amerika Birleşik Devletleri`nde yayımlanmış şiir kitabı  “Migration Ballads (Ali F. Bilir, 2008)”

Hayatın her alanını birlikte kucaklayan örnek insanlar, yazın hayatlarında da bunu pekiştirdiler ve ortaya 3 ortak çalışma çıktı. İlk kitabı “Ortaasyadan Toroslara Gülnar (F. Saadet Bilir-Ali F. Bilir, 2007)”, 2. Kitabı “Abdülkadir Bulut ‘Kasabalı Lorca’ (Ali F. Bilir-F. Saadet Bilir 2010)”, 3. Kitabı “Abdülkadir Bulut‘a Sevgi Sözleri (Ali F. Bilir-F. Saadet Bilir 2010)”dur…

Mustafa Gümüş
11 Kasım 2010
www.gulnarlilar.org

Etkinlik, Kitap

31 Ekim`de 29. İstanbul Kitap Fuarı Söyleşisinde Buluşalım

Cuma, 15 Eki 2010

Ali F. Bilir ve F. Saadet Bilir 29. İstanbul Kitap Fuarı kapsamında yapılacak bir söyleşide okurları ile buluşacak. “Ölümünün 25.Yıldönümü’nde Abdülkadir Bulut” konulu söyleşide yazarlarımıza değerli şair ve yazar Ataol Behramoğlu da eşlik edecek. E Yayınları tarafından düzenlenen bu güzel buluşmaya tüm kitapseverler davetlidir.

Yer: Heybeliada Salonu
Tarih: 31 Ekim 2010, Pazar
Saat: 13.15-14.15
Yöneten: Mehmet Atay
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Saadet Bilir, Ali F. Bilir
Düzenleyen: E Yayınları
TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, E-5 Karayolu, Gürpınar Kavşağı 34522 Büyükçekmece – İstanbul

Etkinlik, Kitap

Doğan Hızlan “Abdülkadir Bulut – Kasabalı Lorca”yı Tanıtıyor

Pazartesi, 23 Ağu 2010

23 Ağustos 2010 tarihinde Hürriyet gazetesinde Doğan Hızlan imzasıyla çıkan haberin metni şöyle:
——————————————————————————————–
Abdülkadir Bulut / ‘Kasabalı Lorca’

F. Saadet Bilir / Ali F. Bilir, gerçekten edebiyat adına çok yararlı bir girişimi gerçekleştirmişler.

25 yıl önce bir minibüs kazasıyla aramızdan ayrılan şair Abdülkadir Bulut (*) hakkında bir kitap hazırlamışlar.

Bulut’un şiirlerinden, düz yazılarından seçmelerin yanı sıra ölümünden önce ve sonra hakkında yazılanlardan da bir seçmeyi kitaplarına koymuşlar.

Yazarların vefa duygusunu taşımaları beni her zaman mutlu etmiştir.

F. Saadet Bilir / Ali F. Bilir, bu duyguyu hatırlayan ve hatırlatanlardan.

Kitabın adı; Abdülkadir Bulut – “Kasabalı Lorca”.

“Kasabalı Lorca” adını ona bir büyük usta Cemal Süreya vermiş: “Abdülkadir Bulut, yapıtlarını öteden beri ilgiyle izlediğim şair. (…) Her şeyi bir türkü kıvamında, bir türkü tadında eritiyor. Yerel görünümlere, durumlara dayanıyor. Ordan soylu imgeler yaratıyor. Ahmed Arif’i seviyor. Eskiden daha mı çok seviyordu? Kasabalı bir Lorca. Her şiirinde bir şiir var.”

* * *

ABDÜLKADİR BULUT kitabının başında Özdemir İnce’nin şairin şiirini, şair kişiliğini anlatan önemli bir yazısı var, katıldığım ve Bulut’un şiirimizdeki yerini belirleyen bir yargı:

“Abdülkadir şiir dünyamızda hiç tükenmeyen, hiç tükenmeyecek olan el değmemiş topraklarda kendi şiir tarlasını açmış, hazırlamıştır. Tıpkı taşlı, kayraklı, bol dikenli bir toprakta kendine tarla açan bir çiftçi gibi.”

Bulut’u, insan olarak da çok severdim. Birçok yapıtı Hürriyet Gösteri’de yayımlandı.

Şairin öğretmen eşi Havva İnce de, Özdemir İnce’nin kız kardeşi. Kitapta onunla yapılmış bir konuşma yer alıyor.

Her ikisi de öğretmen örgütlerinde çalıştılar, mesleklerini yüceltmek için, ağır, yoğun bir mücadele verdiler. Bulut, bu yüzden epey sıkıntı çekti, açığa alındı, hakkında davalar açıldı…

Önsöz’den sonra, çocukları Ekim Bulut ile Eliçin Bulut’un yazılarını okuyabilirsiniz.

Abdülkadir Bulut kitabındaki ayrıntılı özyaşamöyküsü, ilerideki çalışmalar için güvenilir bir kaynak.

Haydar Ergülen’in sorularına verdiği yanıtlarda, şiirinin niteliği üzerine açıklayıcı bilgiler veriyor: “Benim şiirim düne kadar hep ikili bir yol izledi. Zaman zaman kırsal bir yol, zaman zaman da kentsel bir çizgi.

Evet şiirlerim kazınarak okunduğunda altında bir türkü geleneğinin, bir türkü tadının, yerel görünümlerin, dağlı seslerin, Şamanist kültür kalıntılarının yoğun izlerini taşıdığı bir gerçek.”

* * *

ABDÜLKADİR BULUT’u sevgiyle anarak, yazımı şiiriyle bitiriyorum:

BÜYÜK SESİ KARANFİLİN

seğirttiler bir saksıyı güneşlemeden
nasıldı ıslak tayları gecenin
habeşistan sunar dudaklarıyla
karartan seslerine karanfilin
bir donanma bozgunu ilkenin
hep durdular durmaktan bir güneydoğuda
salt türkülerine ikindiler bulan
vuruşunca ormanlarında yüzleri
düşer de nice av sonrası kuşlarla
ve gölgelerin anlamı savaştan

* * *

(*) Abdülkadir Bulut – “Kasabalı Lorca” – F. Saadet Bilir/Ali F. Bilir, yaşamöyküsü, şiir, yazı, söyleşi ve mektupları, e yayınları.

Kitap

Doğan Hızlan “Abdülkadir Bulut – Kasabalı Lorca”yı Tavsiye Ediyor

Pazar, 15 Ağu 2010

Hürriyet gazetesi yazarı Doğan Hızlan, Ali F. Bilir ve F. Saadet Bilir`in son kitabı “Abdülkadir Bulut – Kasabalı Lorca“yı 14 Ağustos 2010 tarihli yazısında “Doğan Hızlan’ın Seçtikleri” bölümünde listeledi.

Kitap, Kültür

Şair Abdülkadir Bulut Ölümünün 25. Yılında Etkinliklerle Anıldı

Pazar, 08 Ağu 2010

Mersin’in Anamur İlçesinde doğan Şair Abdülkadir Bulut, ölümünün 25. yılında Belediye meclis salonunda düzenlenen panel ve Akine Köyündeki etkinliklerle anıldı.*

Toplantıya panelist olarak katılan ve “Abdülkadir Bulut- Kasabalı Lorca” adlı kitap yazan araştırmacı yazar Ali F. Bilir ve Saadet Bilir ile öykü yazarı Mustafa Yalçıner Bulut’un Edebiyata katkılarını anlattılar. Saadet Bilir, Bulut’un şairliğin yanında aynı zamanda yazar olduğunu belirterek “şiir tadında düz yazıları da var. Şiiri onun şiirlerini okuyunca daha çok sevdim” dedi. Bulut’un Anamur’un köylerinde kullanılan cümleleri edebiyata kazandırmak için çaba sarf ettiğini de belirten Bilir, “O bana göre sözcüklere dans ettiriyor. Yörük dilinde kullanılan bir çok sözcüğü yazı dilinde kullanarak edebiyata dahil etmeye çalıştı”

Abdulkadir Bulut Anma Etkinligi

Bulut’un şairliğinin yanında bir de romancılık yönünün olduğunu belirten panelist Mustafa Yalçıner, “Şairin yazdığı (Sakar Tay ve Üveyikler Göçerken) romanlardan şairin hayvan sever ve yardımlaşmacı olduğunu anlıyoruz. Yazılarında yerel gelenek göreneklerden bahseder. Çok güzel Türkçesiyle şairliğini düz yazılarına da yansıtmış. Sevgiyi sanat’a dönüştüren bir yazardı ”dedi.

Panelist Ali. F. Bilir, Bulut’un “Ülkemin Şiir Atlası” adlı eserinin yeniden basılacağı müjdesini vererek söze başladı. Yazdıkları ‘Kasabalı Lorca A.Kadir Bulut’ adlı kitabı tanıttı. Bilir, Bulut için; “ yaşadığı bölgenin kültürünü Türk edebiyatına taşıdı. İstanbul günlerinde Anamur’u hep yanında taşıdı. Toplumsal olaylara hep duyarlıydı. Bana şiir yazdıran ustam Abdülkadir Bulut’tur” diye konuştu. Panelistlere ve Şair Bulut’un eşi Havva Bulut’a Anamur Kültür Derneği günün anısına birer plaket verdi. Daha sonra Bilir’ler “Abdülkadir Bulut- Kasabalı Lorca” adlı kitaplarını imzaladılar. Panel’e Anamur Belediye Başkan yardımcısı Mehmet Tuğrul, Bozyazı Belediye Başkanı Mehmet Ballı, Kütüphaneler eski genel Müdürü Gökçin Yalçın, emekli edebiyat öğretmenleri Aydın Doluoğlu, Hüseyin Taşeli, şairin eşi Havva Bulut, sanatseverler ile şairin aile bireyleri katıldı.

Şair Abdülkadir Bulut’un doğduğu Akine köyünde de köylüleri bir komite düzenleyerek etkinlik yaptı.Aynı davetliler Akine köyündeki etkinliğe de katıldılar. Komite adına Şair A.Kadir Şimşek ve sunuculuğunu beraber yapan Degay Şimşek duygulu anlar yaşattı.Davetlilere dürüm ayran ikram edilerek, şiirler okundu ve bağlama eşliğinde türküler söylenerek anıldı.

* www.haberanamur.net `ten Tahsin Ünlü`nün 09.08.2010 tarihli haberi

Etkinlik, Kitap

F. Saadet Bilir ve Ali F. Bilir’in Yeni Kitabı “Abdülkadir Bulut-Kasabalı Lorca” eYayınları’ndan Çıktı

Cumartesi, 07 Ağu 2010

Genç yaşta trajik bir kazada yaşamını yitiren Anamur doğumlu öğretmen ve şair Abdülkadir Bulut yapıtlarında toplumcu ve halkçı çizgisi ile Akdeniz duyarlılığını en güzel şekilde yansıtır.

F. Saadet Bilir ve Ali F. Bilir, uzun zamana yayılan titiz çalışmalarının ürünü olan “Abdülkadir Bulut – Kasabalı Lorca” ile Bulut’a olan özlemlerini dile getiriyorlar.

Ağustos 2010′da E Yayınları tarafından yayınlanan 344 sayfalık kitapta; Abdülkadir Bulut’un F. Saadet Bilir ve Ali F. Bilir tarafından kaleme alınan yaşamöyküsünün yanısıra, Bulut’un özgün şiir, yazı ve söyleşileri yer alıyor.

Kitap

Ali ve Saadet Bilir çifti Mersin SUN Radyo’nun Söyleşi Konuğu

Cumartesi, 10 Nis 2010

Ali F. Bilir ve esi F. Saadet Bilir, 26 Mart 2010  tarihinde, ‘Kütüphaneler Haftası’ bağlamında Mersin SUN Radyo’da Tulga Ayaz’ın hazırlayıp sunduğu Günebakan Programı’na konuk oldular. Bilir çifti  canlı yayınlanan söyleşide, ‘Neden kitap okumuyoruz? Neden okumayan bir toplumuz?’ sorusunun yanıtını dinleyenlerle paylaştılar.

Ayrıca yeni tamamladıkları Şair Abdülkadir Bulut’u tanıtan, ‘Abdülkadir Bulut, Kasabalı Lorca’ ve “Kasabalı Lorca Abdülkadir Bulut’a Selam’ adlı kitaplarıyla ilgili bilgi veren  Ali ve Saadet Bilir, Bulut ve Karacaoğlan’dan şiirler okudular…


SUN Radyo fotograf

Eğitim, Etkinlik

Gülnar Ağzı (Gülnarca)

Salı, 05 Oca 2010

F. Saadet Bilir

Gülnar, Akdeniz Bölgesi’nde, Mersin’in yayla ilçelerinden biri. Orta Toroslarda, denizden 950 m. yükseklikte, Mersin’e 150 km., Akdeniz’e 33 km. uzaklıkta; İç Anadolu’yu, Akdeniz’e bağlayan kervan yolu üzerinde bir yerleşim. Bin yıldan beri Yörüklerin yurdu. Bugün bile henüz, yerleşik yaşama geçmemiş Sarıkeçili ve Bahşiş göçerlerinin Anamur ve Büyükeceli’den, Karaman, Konya’ya gidiş-gelişlerinde konakladıkları yer. Ekonomik nedenlerle sürekli göç veren kapalı bir bölge.

1972 yılında eş durumundan Gülnar Lisesi’ne Türkçe öğretmeni olarak atanmıştım. Çevremdekilerin ve öğrencilerimin konuşmaları bana çok farklı gelmişti. Önceleri bir not defterine bunları yazıyordum. Özellikle öğrencilerimin konuşmaları ve ödevleri, yöredeki ağız özelliklerini, köylere göre değişmeleri ayırdetmemi sağlamıştı.

Geçen zaman içinde insanlarla ilişkilerimde, onların konuşmaları bana kaynaklık yaptı. İlgimi çeken bir sözcük ya da tümceyi duyduğumda, onlara bunu yinelemelerini söylüyordum. Başlangıçta, çekiniyor, kendileri ile alay ettiğimi sanıyor, yanımda pek konuşmak istemiyorlardı. Zamanla, yöre halkı ile birbirimizi daha iyi tanıyınca işim kolaylaştı. “Merv’den Anaypazarı’na GÜLNAR” ve “Orta Asya’dan Toroslar’a GÜLNAR” adlı  kitaplarımı yazarken de bana çok yardımcı olan bu insanlar, amacımın, onların konuşmalarındaki farklılıkları yazmak olduğunu anladılar. Böylece Gülnar halkı, özellikle kadınlar, yanımda daha rahat konuşmaya başladılar. Bu çekincesiz, rahat iletişimle bana Yörüklerin dil laboratuvarında özgürce dolaşma, çalışma olanağı sundular. Bazen aynı sözcüğü, birçok kez, ben söyleniş farkını bulana, anlayana değin usanmadan yinelediler. Onlara, Orta Asya’dan getirdikleri Türkçemizi, yabancı dillerin etkisinden korudukları, bir anlamda dil bekçiliği yaptıkları için teşekkür ettim. Onlar da bana, bu güne değin konuştukları  dillerinin, öneminin  ayırdına vardırdığım için teşekkür ettiler.

Atatürk’ün, dilimizi daha iyi tanıtmak ve genç kuşaklara sevdirmek; anadili ile anlaşan kuşaklar yetiştirmek için derleme ve tarama sözlükleri hazırlatmasının önemini anladım. Gülnar Ağzı’ nın (Gülnarca) da böyle bir çalışmanın ürünü olduğunu belirtmeliyim. Böylece,  Gülnar Ağzı (Gülnarca), 35 yıllık bir araştırmanın sonucunda oluştu.

İlk iş olarak Yörük ağzı, Türkmen ağzı ile ilgili yayımlanmış kaynaklar araştırdım. Gerek Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu yayınları arasında; gerekse diğer yayınlarda bana yol gösterecek yeterli kaynak bulamadım. Yukarda adını andığım kurumun, diğer il ve bölgeler için yayımlanmış kitaplarını alıp inceleyerek kendime bir yol çizdim. Gülnar Ağzı   (Gülnarca) ile dilbilimcilerin ilgileneceği bir çalışma olmasının ötesinde yöre halkının da kolayca anlayıp algılamalarını ve bilinçli bir değerlendirme yapabilmelerini amaçlıyorum.

Yazılı kaynak olarak salt, Prof. Dr. Ali Berat  Alptekin’in “Taşeli Masalları”adlı yapıtındaki Gülnar’dan derlenen masalları inceleyip çalışmama ışık tutacak sözcük ve tümce örneklerini aldım. Bir de  öğrencilerimin yazılılarını ve ödevlerini  inceledim.  Çevremdekilerin konuşmalarını sürekli not alarak değerlendirdim.

Çalışmamda, Gülnar merkez ve köylerinde bugün de konuşulan dili inceledim. İlginç olan, ilçenin köyleri arasında bile ağız farklılığı bulunması. Oysa sosyal, kültürel değişime hemen yanıt vermeyen kapalı bir bölge Gülnar. Farklılığın, yüzyıllar içinde farklı Yörük obalarının göç yolculuğunda, yerli halkla ilişkisi sırasındaki etkileşimlerden kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum.

Çalışmamda, ünlü, ünsüz değişmelerini; sözcük başında, içinde ve sonunda sıralayarak kendimce bir ayırım yaptım. Bir sözcüğü, ondaki tüm ünlü-ünsüz değişmeleri ile belirttim. Böylece sözcük, konu başlıklarında bu değişiklikleri ile görüldüğünde hemen algılanabilir, diye düşündüm. Önce Türkiye Türkçesinde kullanılan biçimi, ardından Gülnar’da kullanılan biçimi ile sözcük ve tümce örneklerini yazdım. Anlaşılması için her konu başında, o konu ile ilgili  kısa bir açıklama yaptım. Bu çalışmada,  “sesbilgisi”, “sözcükbilgisi”, “tümcebilgisi (sözdizimi)” üzerinde durmaya çalıştım.

Urfa Kız İlköğretmen Okulu’nda güzel dilimiz Türkçemizi bana sevdirerek Türkçe öğretmeni olmama yol açan değerli Türkçe Öğretmenlerim Sabiha Çınkılıç ve Kâmil Toygar ile Samsun Kız Eğitim Enstitüsü’nde, bir matematik problemi çözer gibi, anadilimiz, söz varlığımız Türkçemizi incelemeyi, araştırmayı, işlemeyi öğreten değerli öğretmenim Mazhar Kükey’e yürekten teşekkür ediyorum. Bu çalışmamı inceleyen, bilgi ve emeğiyle  bana yol gösteren,  değerli öğretmenim Mazhar  Kükey’e bir kez daha teşekkür ediyorum.

“Gülnar Ağzı’nı (Gülnarca)”, eşim Ali F. Bilir ile birlikte yazdığımız, “Orta Asya’dan Toroslara Gülnar” kitabımızın içinde yer almasını düşünerek hazırlamıştım. Daha sonra kitabın düzenlenmesi aşamasında konu bütünlüğünü bozacağını düşünerek o dosyadan çıkardım. Ancak, bir Türkçe/edebiyat öğretmeni olarak dil konusundaki ilgim nedeniyle ve bu konuda literatürdeki eksikleri de görerek bu çalışmayı ilgilenen okuyucularla paylaşmayı düşündüm. Yukarda da belirttiğim gibi bir akademik çalışma olmayan, birçok eksiği  olduğunu da düşündüğüm Gülnar Ağzı’nın (Gülnarca), Mersin Yörük ve Türkmen ağzı ile ilgili çalışma yapmak isteyenlere yol göstereceğini umuyorum.

Gülnar Ağzı.Gülnarca.pdf

Dil, Gülnar, Kültür